TR  |  EN  |  RU
turkey turkey   azerbaijan kazakhstan kyrgyzstan turkmenistan uzbekistan kktc qha TAT BAŞQ
Ana Sayfa
Birlik Hakkında
Üye Haber Ajansları
Bildiri
Başkanın Mesajı
Tüzük
Haberler



KKTC
TÜRKİYE’DEN KAYIP ŞAHISLAR KOMİTESİ’NE 100 BİN DOLAR BAĞIŞ

Lefkoşa, 17 Aralık 08 (T.A.K.):-Türkiye hükümeti, Kıbrıs’ta 1963 yılından bu yana yaşanan olaylarda kaybolan şahısların kalıntılarının bulunması amacıyla çalışmalar yapmakta olan  Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ne 100 bin ABD Doları bağışta bulundu.

                Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin ve Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi üyeleri,  konuyla ilgili bilgi vermek amacıyla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı ziyaret etti.

                Ziyarette konuşan Büyükelçi Kurttekin, Kayıp Şahıslar Komitesi 3’üncü üyesi Christopher Girod’dan bir süre önce genel çalışmaları anlatan ve kaynağa ihtiyaç duyduklarını anlatan yazı aldığını, bunun üzerine hükümetine bilgi verdiğini anlattı.

                Türkiye Cumhuriyeti’nin  kayıp şahıslar konusuna insani bir sorun olarak baktığını vurgulayan Kurttekin, bu bağlamda Türkiye’nin komitenin çalışmalarını belirlenmiş görev tarifi içinde sürdürebilmesi ve siyasi istismardan uzak tutulması için 100 bin ABD Doları katkı sağlamayı kararlaştırdığını, paranın komitenin kullanımına tahsis edildiğini kaydetti.

                Kayıp Şahıslar Komitesi Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük de, TC hükümetine yardım ve katkılarından dolayı teşekkür ederek, 2006 yılından beri komiteye bağışlar yapıldığını söyledi. 2006-2007 döneminde TC hükümetinin komiteye 237 bin dolar yardım yaptığına işaret eden Küçük, bugün yapılan 100 bin dolarlık bağışın çalışmalarına önemli bir katkı sağlayacağını belirtti.

                Katkılarla  ayakta duran bir proje yürüttüğüne dikkat çeken Küçük, projenin çalışabilirliği ve sürdürülebilirliğinin siyasi iradeye bağlı olduğunu, bu bağlamda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın komitenin çalışmalarına verdiği desteğin kendileri için önemli olduğunu vurguladı.

Küçük, Cumhurbaşkanı Talat’a da katkıları için teşekkür etti.

                Kayıp Şahıslar Komitesi 3’üncü üyesi Christopher Girod da konuşmasında, TC hükümetinin komiteye yaptığı katkının önemine işaret ederek, bağıştan dolayı TC hükümeti, yardımları dolayısıyla Büyükelçi Kurttekin’e ve Cumhurbaşkanı Talat’a teşekkür etti. 

--KATKILARA TEŞEKKÜR... --

                Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, TC hükümetinin Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarına önemli miktarda katkı sağladığına işaret ederek, katkıda bulunan herkese teşekkür etti.

                Türkiye’nin kayıp şahısların akıbetlerinin belirlenmesi için yaptığı katkıların memnuniyet verici olduğunu söyleyen Talat, “Unutulmamalıdır ki kayıp şahısların kalıntılarının bulunması ve ailelerine teslim edilmesi ailelerin önemli ölçüde rahatlamasını sağlamak açısından önemlidir” dedi.

                 

--TÜRK VE RUM DEVLETLERİ ÇALIŞMALARA CİDDİ KATKI SAĞLIYOR--

                Yapılan çalışmaların çok büyük maliyet gerektirdiğini, 45 yıl önce kaybolan insanların kalıntılarını bulmanın zor ve çok masraflı olduğuna dikkat çeken Talat, TC ve diğer ülkelerin katkı ve yardımları dışında Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının da çalışmalara çok ciddi katkılar sağladığına vurgu yaptı.

                Araştırma görevi yapan personele, arkeolog ve diğer kazı çalışmalarını yapan ekiplere ücretlerinin verilmesi, daha bir çok lojistik ihtiyacın karşılanması gibi masrafların, bağışların yanında ek olarak devlet bütçesi gerektirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, “Bütün hedef politikadan uzak, tamamen insani olan bu konuyu çözümleyerek Kıbrıslı Türk ve Rum olsun kayıp şahısların yakınlarını rahata erdirmektir” dedi.

                Talat, Büyükelçi’ye hitaben, “Bu kutsal görevi yerine getirirken her zaman olduğu gibi bu konuda da sizleri yanımızda görmek son derece mutlu ediyor. Bir an önce kayıp şahıslar konusun Kıbrıs’ın gündeminden düşmesi en büyük dileğimdir” dedi.

--KAYIPLAR KOMİTESİ DE TEŞEKKÜR ETTİ—

                Kayıplar Komitesi tarafından bugün yapılan yazılı açıklamada da Türkiye’ye teşekkür edildi.

 

Komite’den yapılan yazılı açıklamada, bağışın, komitenin kalıntılara ulaşma, kimlik tespiti ve teslimi projesinin devamını sağlayacağı kaydedildi.

Açıklamada, bugüne kadar bulunan 460’ı aşkın kayıp şahsın 108’inin ailelerine teslim edildiği de belirtildi.                                                                                                FOTOĞRAFLI

 

 
TALAT-HRİSTOFYAS GÖRÜŞMESİ
TALAT:“GÖRÜŞMELERİN YOĞUNLAŞMA İHTİYACI DOĞACAK”

Lefkoşa, 16 Aralık 08 (T.A.K.):-Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, devam ettiği ve ilerleme sağlandığı sürece, kapsamlı müzakerelerde iyimser olmamak için bir neden olmadığını ancak görüşmelerin yoğunlaşması ihtiyacının doğacağını söyledi.

                Talat, yıl sonuna kadar tamamlayamayacakları “Yönetim ve Güç Paylaşımı” başlığını, 2009’un ilk birkaç haftasında bitirmeyi planladıklarını belirtti.

                Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas ile gerçekleştirdiği görüşmeden dönüşte, Cumhurbaşkanlığı’nda, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

--“DIŞ İLİŞKİLERİ GÖRÜŞTÜK”—

                Cumhurbaşkanı Talat, görüşmenin değerlendirilmesine ilişkin soruyu yanıtında, dış ilişkilerin ele alındığını ve tarafların sunumunu yaptığını söyledi.

                Ortak yapının oldukça önemli bir fonksiyonu olan dış ilişkilerin çok kapsamlı bir konu olduğuna dikkat çeken Talat, federal yetkiler arasında yer alan dış ilişkilerin aynı şekilde kurucu devletlerle de bağı bulunduğunu belirtti.

                Talat, “Kurucu devletlerin yetkileri var, federal hükümetin yetkileri var. Dış ilişkiler, federal hükümetin yetkisi olunca, doğaldır ki bazı düzenlemelere ihtiyaç var. Kurucu devletlerle yapılacak işbirliği anlaşmalarına ihtiyaç var. Bir uluslar arası anlaşmanın nasıl yapılacağı konusunda değerlendirmelere ihtiyaç var. Bunları yaptık” dedi.

--“TÜRK TARAFI ÖNERİSİNİ VERDİ”--

                Cumhurbaşkanı Talat, uzlaşılan konular olduğu gibi, uzlaşılmayan konuların da bulunduğunu kaydetti.

                Konuyla ilgili müzakerenin haftaya devam edeceğini kaydeden Talat, Türk tarafının oldukça kapsamlı önerisini verdiği karşı tarafın görüşünü gelecek hafta sunmasını beklediklerini söyledi.

                Talat, “Biz de onların önerileriyle ilgili görüşlerimizi ortaya koymuştuk. Çünkü çalışma gruplarında varılan mutabakat ve ayrılık noktaları onlar tarafından ortaya kondu. Dolayısıyla konuyu görüşmeye devam edeceğiz” dedi.

--“YÖNETİM VE GÜÇ PAYLAŞIMI” YENİ YILDA DA DEVAM EDECEK”--

                Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, müzakerelerin “Yönetim ve Güç Paylaşımı” başlığı altında devam edeceğini söyledi.

                Gazetecilerin sorusu üzerine, “Yönetim ve Güç paylaşımı” başlığının bu hızla yıl sonuna kadar tamamlanmayacağını kaydeden Talat, “Ama önümüzdeki yılın ilk birkaç haftasında tamamlamayı planlıyoruz” dedi.

                Talat, başka bir soruyu yanıtında, görüşmelerin yoğunlaşmasına ilişkin bir durumun henüz konuşulmadığını ancak böyle bir ihtiyacın doğacağını söyledi.

--DOWNER’IN İYİMSERLİĞİ—

                Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’in “gelecek haftalarda müzakerelerde iyi bir konjonktür olacak” açıklamasıyla ilgili soruyu yanıtında, “Ben de iyimserim. O benden de iyimserdir. Ancak iyimser olmamak için de bir neden yoktur. Görüşmeye devam ettiğimize göre ve ilerleme de olduğuna göre, umutsuz olmaya gerek yok” dedi. (FEZ/PHA)

 

 

 
TAK’IN 35. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLAMALARI...

--SOYER: “YENİ YASA VE BİNANIN ERKEN ZAMANDA TAMAMLANMASI

   İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR”

 --AVCI: “MEDYAYI BESLEYEN TAK’IN MİSYONU ÇOK ÖNEMLİ...

    EKSİKLİKLERİNİN GİDERİLMESİ GEREKİR”

 

Lefkoşa, 16 Aralık 08 (T.A.K):-KKTC’nin Ulusal Haber Ajansı ve Türk Dilli Haber Ajansları Birliği üyesi Türk Ajansı-Kıbrıs (T.A.K) 35. kuruluş yıldönümünü kutluyor.

 21 Aralık 1973 yılında kurulan TAK’ın 35. yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde, TAK Müdürü Emir Ersoy yönetim Kurulu üyeleri ve haber sorumlularıyla birlikte devlet ve hükümet yetkililerini  ziyaret ediyor.

TAK heyeti bugün Meclis’de Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ile ayrı ayrı görüştü. TAK heyeti Perşembe günü de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek.

Yönetim Kurulu Başkanı ve Müdür Emir Ersoy başkanlığında yönetim kurulu üyeleri ve haber sorumlularından oluşan heyet, yıldönümü anısına Soyer ve Avcı’ya anı hediyeleri de verdi.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türk Ajansı-Kıbrıs’ın inşa aşamasındaki yeni binasının tamamlanması ve Meclis gündemindeki yeni yasanın gecikmeden çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay Avcı da, “Medyayı besleyen TAK’ın misyonu çok önemli” diyerek kurumun ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini vurguladı.

--BİNA VE YASA ERKEN ZAMANDA--

Başbakan Ferdi Sabit Soyer heyeti kabulünde, TAK’ın enformasyon alanında önemli bir misyon taşıdığını belirterek, 35 yıl geriye bakıldığında çok zor şartlardan bugünlere gelindiğine işaret etti.

TAK’ın bugünlere gelmesinde emeği geçen herkese teşekkür eden Soyer, ajansın yeni binasının bitirilme çalışmalarının hızlanacağını ve yeni TAK yasasının meclisten geçmesi için çaba göstereceklerini kaydetti.

Soyer, ajansın gelişimi ve daha etkin bir noktaya gelebilmesi için tüm ihtiyaçlarının karşılanacağını da söyledi.

Soyer, kurumun merhum müdürleri Kemal Aşık ve Sait Terzioğlu’nu da saygıyla andı.

--EKSİKLİKLER GİDERİLMELİ--

Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı da, TAK’ın tüm medyayı besleyen önemli bir misyon ve büyük bir sorumluluk üstlendiğini vurguladı.

Halka adanın her yerindeki en doğru ve en sıcak bilgileri ulaştırmaya çalışan TAK’ın 1973 yılından beri aynı anlayış ve özveriyle yoluna devam ettiğini ifade eden Avcı, tüm TAK ailesine çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

Altyapı, personel ve teknoloji olarak TAK’ın ihtiyaçları bulunduğunu ve güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Avcı, gerekli tüm değişikliklerin yapılması için destek olacaklarını kaydetti.

--HEM YURT İÇİ, HEM YURT DIŞI MİSYON...--

Ziyaretlerde konuşan Müdürü Emir Ersoy da, TAK’ın gerek ülke medyasının haber ve fotoğraf ihtiyacının karşılanması, gerekse yurt dışı aboneler aracılığıyla ülkenin tanıtılmasında taşıdığı misyona işaret etti. TAK’ın bugünkü durumu ve sorunlarıyla ilgili birer yazıyı da Soyer ve Avcı’ya veren Ersoy, hükümetin kuruma desteğine de teşekkür etti.(RU/GÜR)                    FOTOĞRAFLI

 
2009 BÜTÇESİ MECLİS GENEL KURULU’NDA...

Lefkoşa, 15 Aralık 08 (T.A.K.):-KKTC’nin 2009 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda bugün görüşülmeye başlandı.

                Meclis Genel Kurulu, 2 milyar 566 milyon 745 bin 472 TL’lik bütçeyle ilgili görüşmelerini hafta sonu dışında kesintisiz 9 gün sürdürecek ve 25 Aralık Perşembe günü tamamlayacak.   

                Bütçenin geneli üzerinde konuşan Maliye Bakanı Ahmet Uzun 2004-2007 döneminde ülke ekonomisinde ortalama yüzde 10 büyüme gerçekleştiğini; yerel gelirlerin arttığını, bütçede Türkiye yardımlarının oranının da azaldığını söyledi.

                Uzun, küresel krizden en az seviyede etkilenmenin ve en az zararla bundan kurtulmanın, hükümetin hedefi olduğunu ifade etti.

Maliye Bakanı Ahmet Uzun, sunuş konuşması yaptı ve 2 milyar 566 milyon 745 bin 472 TL’lik 2009 bütçesinin oransal payları, finansmanı ve gelirlerin bütçe hacmine oranı hakkında bilgiler verdi.

                Uzun, personel giderlerinin yüzde 39.49; sosyal güvenlik kurumu devlet priminin yüzde 1.66; mal ve hizmet alımı giderlerinin yüzde 6.60; bütçe cari transferlerinin yüzde 42.96; sermaye giderlerinin yüzde 4.80; borç vermelerin yüzde 0.49 ve yedek ödeneklerin de yüzde 1.80 oransal payı olduğunu bildirdi.

                Bakan Uzun, bütçenin gelirleriyle ilgili bilgiler verirken, mahalli gelirlerin yüzde 56.16; fiyat istikrar fonu gelirlerinin yüzde 10.96; diğer fon gelirlerinin yüzde 1.23; döner sermaye gelirlerinin yüzde 1.16; TC yardımlarının yüzde 12.08; TC kredilerinin yüzde 11.42 ve iç kaynakların da yüzde 7.99 payı olduğunu açıkladı.

                Buna göre bütçede öngörülen gelirlerin yüzde 23.49’unun Türkiye’nin yardım ve kredilerinden oluştuğunu kaydeden Ahmet Uzun, 2008 bütçesinin Ekim itibarıyla uygulama sonuçlarıyla ilgili de bilgiler aktardı.

                Uzun, Ekim itibarıyla bütçe büyüklüğünün 1 milyar 815 milyon YTL olduğunu ifade ederek, toplam gelirlerin yüzde 72.52’si olan 1 milyar 316 milyon YTL’nin mahalli gelirler, fon gelirleri ve döner sermaye gelirlerinden; yüzde 27.48’i olan 499 milyon YTL’nin de dış yardımlar ve kredilerden sağlandığını söyledi.

                2002’den bugüne TC yardımları ve kredilerinin bütçelerdeki oranları hakkında bilgiler aktaran Maliye Bakanı Ahmet Uzun, yerel gelirlerin 2003’ten 2007’ye yüzde 160 arttığını bildirdi.

                Ahmet Uzun, Dünya Bankası raporuna göre bu yıl yüzde 2.5 olması beklenen küresel ekonomik büyümenin 2009’da yüzde 0.9 gerileceğini; 2010’da ise küresel ekonomik büyümenin yüzde 3 olacağını belirtti.

                Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) üyesi ülkelerin bu yıl yüzde 1.1 olacağı tahmin edilen ekonomik büyümesinin gelecek yıl yüzde 0.3 daralacağını anlatan Uzun, ABD’de bu yıl 1.4 olması beklenen ekonomik büyümenin gelecek yıl 0.5 ve Japonya’da yüzde 0.5 olacağı tahmin edilen ekonomik büyümenin de 2009’da yüzde 0.1 daralacağını kaydetti.

                Maliye Bakanı Uzun, gelişmekte olan ülkelerin 2007’de yüzde 7.9 olan ekonomik büyümesinin bu yıl yüzde 6.5 ve gelecek yıl yüzde 4.5 seviyesinde gerçekleşeceğini belirterek, 2010 yılında ise bu ülkelerdeki büyümenin 2010’da yüzde 6.1 düzeyine çıkacağını ifade etti.

--TÜRKİYE’DEN 150 MİLYON YTL KREDEİ--

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, de konuşmasında global krizle birlikte sektörlerin desteklenmesi amacıyla Türkiye’den talep edilen uzun vadeli ve düşük faizli 150 milyon YTL kredi talebine olumlu yanıt aldıklarını açıkladı. Soyer, ayrıca tedbirler üzerinde çalıştıklarını da söyledi.

                Muhalefetin iddiasının tam tersine krizden çıkışın dış kaynakla mümkün olacağını belirterek, bu amaçla Türkiye ile temaslarda bulunduklarını belirten Soyer, sektörlerin desteklenmesi amacıyla Türkiye’den bankalar aracılığıyla uzun vadeli ve düşük faizli 150 milyon YTL’lik kredi talebinde bulunduklarını açıkladı.  Bu talebe olumlu yanıt aldıklarını kaydeden Soyer, ayrıca tedbirler üzerinde de çalıştıklarını belirtti.

Başbakan Soyer, “çalışmalar somutlaşmadan konuşmanın  doğru olmadığına inandığı için krizden çıkış amacıyla bugüne kadar gerçekleştirdikleri girişimleri anlatmadıklarını” da  söyledi.

Meclisteki hükümet partilerinin temsilcileri de konuşmalarında hükümeti eleştirdiler ve bütçenin sorunları çözücü nitelikte olmadığını belirttiler.

 
KIBRIS MÜZAKERELERİNDEKİ YÜRÜTME ÇIKMAZI

--KIBRIS MÜZAKERELERİNDEKİ YÜRÜTME ÇIKMAZI

--ERHÜRMAN:“RUM TARAFININ ÖNERİLERİ, 1977’DEN BERİ BM BELGELERİNDE  YER ALAN ‘İKİ TOPLUMLULUK’ VE ‘SİYASİ EŞİTLİK’ İLKELERİNE TERS”

             

Lefkoşa, 14 Aralık 08 (T.A.K.-FEZİLE ATÜF ÖKSÜZ):-Kamu Hukuku Uzmanı DAÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tufan Erhürman, Kıbrıs müzakerelerinde Rum tarafının yürütmeyle ilgili önerilerinin, 1977’den bu yana kabul edilen bütün BM belgelerinde yer alan “iki toplumluluk” ve “siyasi eşitlik” ilkelerine ters düştüğünü söyledi.

 Rum tarafının önerisinde iki toplumun iradelerinin ayrı ayrı değil, Kıbrıs’ta yekpare, tek bir halk varmış gibi değerlendirildiğine işaret eden Erhürman, “siyasi eşitlik” ilkesini yok sayan öneriye göre kimin başkan, kimin başkan yardımcısı olacağını ağırlıklı olarak Rum seçmenin belirleyeceğini belirtti.

 Rum tarafının önerisinde “tek liste”yle beraber ortaya atılan “ağırlıklı oy” hesaplamasının ise, Türklerin oylarının değerini artırmak açısından sayısal azınlığın lehine olduğu izlenimi yaratmasına rağmen sonuç itibarıyla Rumların iradesinin, Türklerin iradesini çarpıtan, hatta belirleyen bir etki yaratacağından eleştiriye açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın müzakere heyetinde yer alan Tufan Erhürman, TAK muhabirinin Türk ve Rum tarafının yönetim modeli önerileri ile uzlaşılamayan noktalara ilişkin sorularını yanıtladı.

--RUM TARAFININ ÖNERİSİNDE YÜRÜTMEYİ DOĞRUDAN HALK SEÇECEK--

            Rum tarafının önerisinin tamamen Başkanlık Sistemi üzerinden şekillendiğini kaydeden Erhürman, doğrudan halkın seçeceği Başkan ve Başkan Yardımcısının kim olacağının oy pusulasında belli olacağını söyledi.

Rum tarafının önerisinin, seçimde Rum başkan adayı ile Türk başkan yardımcısı adayının tek oy pusulası üzerinde birlikte aday olmasını içerdiğine işaret eden  Erhürman, “Her oy pusulası üzerinde 1 Türk, 1 de Rum aday olacak. Bunlar ayrı ayrı değil, birlikte her iki toplumdan da oy talep edecek. Böylece Türkler Rumlara da oy verecek, Rumlar da Türklere de oy verecek. Türk, Rum bütün seçmenler tek oy pusulasına mühür vuracak” dedi.

--“İLK ETAPTA SICAK GELEBİLİR”—

            Tufan Erhürman, Rum tarafının önerisinin Türklerle Rumları kaynaştıracak ve her iki toplumun da kendisini temsil edecek Türk ya da Rum başkan için oy verecek olmasından dolayı ilk etapta sıcak gelebileceğini söyledi. Erhürman, “Bu sistemin ilk bakışta artı gibi görünen bir diğer yönü ise, hem Türklerden hem de Rumlardan oy alabilecek adayların ılımlı insanlar olması ve böylece radikal, uç kişilerin dışlanması” olduğunu belirtti.

Önerinin aslında demokratik açıdan sakıncalı olduğunu kaydeden Erhürman, federasyonun ilk yıllarında bazı Türk ve Rum siyasi partilerin, karşı taraftan bir partinin adayıyla aynı listede aday göstermek istemeyebileceğini ve bunun sonucunda belli siyasi partilerin daha başta seçime girmemek suretiyle sistem dışı kalabileceğini kaydetti.

Tufan Erhürman, şu şekilde devam etti:

“Kıbrıs Rum tarafı, kendi pozisyonunu savunmak adına, başkanın da başkan yardımcısının da her iki toplumun da oyunu alması gerektiğini, çünkü dönüşümlü başkanlık ilkesi gereği Türk başkan yardımcısının da günü geldiğinde tüm birleşik Kıbrıs’ın başkanı olacağını ileri sürmektedir. Oysa bu yaklaşım dönüşümlü başkanlığın mantığına terstir. İki toplumlu bir siyasi yapıda dönüşümlü başkanlık, siyasi iradelerini ayrı ayrı ortaya koyan iki toplumun seçtiği kişilerin dönüşümlü olarak başkanlık yapması esasına dayanır. Yoksa sonuç itibarıyla her ikisi de Kıbrıs Rum toplumunun oluşturduğu çoğunluğun hakim iradesi tarafından seçilmiş biri Rum, biri Türk iki kişinin dönüşümlü olarak başkanlık yapması, iki toplumlu bir yapıda gerçek bir dönüşümlü başkanlığın gereklerine uygun değildir”

--“SİYASİ EŞİTLİK VE İKİ TOPLUMLULUK DİKKATE ALINMIYOR”--

Tufan Erhürman, Rum tarafının “tek liste” önerisinin “iki toplumluluk ve siyasi eşitlik ilkesi”ne ters düştüğünü kaydetti.

Erhürman, “Kurulacak olan federasyonun iki toplumlu olacağı ve bunun bugüne kadarki tüm BM belgelerinde kabul edildiği hatırlanmalıdır. Oysa bu yöntemde, yürütmenin başının seçiminde, bu ilke dikkate alınmamakta, iki toplumun iradeleri ayrı ayrı değil, Kıbrıs’ta yekpare, tek bir halk varmış gibi değerlendirilmektedir” dedi.

İki taraftan da oy alınacağından, oyların nasıl hesaplanacağının esas sıkıntı kaynağı olacağını kaydeden Erhürman, şöyle devam etti:

“Örneğin adada 400 bin Rum, 100 bin de Türk seçmen varsa, toplam oyun yüzde 80’i Rum, yüzde 20’si de Türk oyu olacak. Böylece listelere oy verirken esas belirleyici Rum seçmen olacak. Dolayısıyla bu, iki toplumluluk ve siyasi eşitlik ilkesine aykırı olacak” dedi.

Erhürman, kimin başkan yardımcısı olacağını Kıbrıslı Türklerin tek başına değil, Rum seçmenlerle birlikte belirleyeceği Rum önerisinde, Türk seçmenlerin benimsemediği bir kişinin, Rum seçmenlerden alacağı oyla başkan yardımcısı olarak seçilebileceğini kaydetti.

Tufan Erhürman, Rum tarafının önerisinde “tek liste”yle beraber ortaya atılan “ağırlıklı oy” hesaplamasının ise Türklerin oylarının değerini artırmak açısından sayısal azınlığın lehine olduğu izlenimi yaratmasına rağmen, sonuç itibarıyla, Rumların iradesinin, Türklerin iradesini çarpıtan, hatta belirleyen bir etki yaratacağından eleştiriye açık olduğunu söyledi.

--“AĞIRLIKLI OY NASIL HESAPLANACAK?”--

Tufan Erhürman, oldukça karmaşık ve anlaşılması güç olan “ağırlıklı oy” hesaplamasını “Kıbrıs Rum tarafı, tek liste üzerinde ülke çapında yapılacak oylamada iki toplumun nüfuslarının ortalama yüzde 80-yüzde 20 olmasından hareketle, Kıbrıslı Türklerin oylarının değerini yüzde 30’a çıkarmayı ve Kıbrıslı Rumların oylarının değerini de yüzde 70’e indirmeyi önermektedir” şeklinde açıkladı.

Erhürman, şöyle devam etti:

“Örneğin ikinci turda yarışmaya hak kazanan iki listeden A listesinde (R1) isimli Rum adayla (T1) isimli Türk adayın ve B listesinde (R2) isimli Rum adayla (T2) isimli Türk adayın bulunduğunu varsayalım. A listesi Rum tarafından 200, Türk tarafından 40 oy, B listesi Rum tarafından 100, Türk tarafından 80 oy alırsa, sonuç şu denklem çerçevesinde hesaplanacaktır: Rum oyları normalde 80 değerindeyken, 70 değerinde olsaydı kaç olacaktı? Türk oyları normalde 20 değerindeyken, 30 değerinde olsaydı kaç olacaktı?

A listesinin sonucuna göre, Rum tarafından alınan ağırlıklı oy  175, Türk tarafından alınan ağırlıklı oy 60 olacak. A listesinin aldığı gerçek oy sayısı 240 iken, ağırlıklı hesaplama sonucu bu oy 235 olarak değerlendirilecek. B listesinde ise, Rum tarafından alınan ağırlıklı oy 87, Türk tarafından alınan ağırlıklı oy 120 olacak. B listesinin aldığı gerçek oy sayısı 180 iken, ağırlıklı hesaplama sonucu bu oy 207 olarak değerlendirilecek”

                            --“MANTIKSAL AÇIDAN TUTARSIZ”--

Tufan Erhürman, kendi içinde mantıksal tutarsızlıklar içeren Rum tarafının önerisine göre, (A) listesinden aday olan (T1) isimli Kıbrıslı Türkün, Kıbrıslı Türklerden 40 oy almış olmasına rağmen, B listesinden aday olan ve Kıbrıslı Türklerden onun iki katı kadar, 80 oy alan (T2) yerine seçilmiş sayılacağını söyledi.

Erhürman, “Yani Kıbrıslı Türklerin oylarının sadece 1/3’ini alan bir kişi, Kıbrıslı Türklerin oylarının 2/3’sini alan kişiye karşı “seçilmiş” sayılarak, Kıbrıslı Türkleri temsilen yürütmede yer almaktadır” dedi.

Tek listede bir Rum bir Türk adayın gösterilmesinin mantığı yürütmede her iki toplumun temsilinin sağlanmasıyken, bu yöntem sonucunda, seçilen Kıbrıslı Türk’ün, Kıbrıs Türk toplumunu temsil etmekten aciz durumda kalacağını kaydeden Erhürman, “Yani Kıbrıslı Rumların iradesi, Kıbrıslı Türklerin iradesinin çarpıtılarak tecelli etmesine yol açmaktadır” dedi.

--BAŞKANLIK SİSTEMİ’NDEN KAYNAKLANACAK SORUNLAR--

            Tufan Erhürman, dünyada pek çok başkanlık sistemi örneği bulunmasına rağmen sadece ABD’deki örneğinin başarılı kabul edildiğine işaret ederek, etnik ayırımların ve iki toplumun olduğu herhangi bir başarılı Başkanlık Sistemi örneğinin de bulunmadığını vurguladı.

            Kıbrıs Rum tarafının önerdiği başkanlık sisteminde, bakanların başkan ve başkan yardımcısı tarafından seçileceğine dikkat çeken Erhürman, yasama organının yürütmeye desteğini sağlayamamasının da sistemin bir diğer önemli sorunu olduğunu kaydetti.

Başkanlık sistemlerinin genel sorunu olan bu durumun, ABD’dekine benzer yöntemlerle aşılmasının da mümkün olmadığını söyleyen Erhürman, “Çünkü Kıbrıs’ın iki yanında, ABD’dekinden farklı olarak, disiplinli siyasi partiler bulunduğu için yasama organındaki siyasi partilerin kendi partilerini temsil etmeyen yürütme organını desteklemesini beklemek aşırı iyimserlik olacaktır” dedi.

  --“İDEALİ İSVİÇRE’DE UYGULANAN BAŞKANLIK KONSEYİ”

            Tufan Erhürman, Kıbrıs için ideal yürütmenin, Türk tarafının önerdiği, İsviçre’de uygulanan Başkanlık Konseyi olduğunu söyledi. Erhürman,  İsviçre asıllı model önerisinin bir benzerinin bugün Kıbrıs’takiyle ortak özellikler gösteren bir uyuşmazlığın yaşandığı Kuzey İrlanda’da da uygulandığına işaret etti.

            Annan Planı’nda olduğu gibi, yürütme organının bir Başkanlık Konseyi şeklinde örgütlenmesini önerdiklerini kaydeden Erhürman, 4’ü Rum, 3’ü Türk olmak üzere 7 üyeden oluşacak Başkanlık Konseyi’nin, Türklerle Rumların eşit sayıda temsil edileceği ve Türklerin siyasal eşitliğinin sayısal eşitlik yoluyla sağlandığı Senato tarafından seçileceğini belirtti.

            Tufan Erhürman, Başkanlık Konseyi’nin Senato tarafından tek liste üzerinden, bir tür koalisyon kabinesi gibi seçileceğini ve seçilirken bu 7 kişiden 1 Türk, 1 de Rum’un “Başkanlık üyesi” olarak seçileceğini belirtti. Erhürman, “7 kişilik liste üzerinde hangi Rum ile hangi Türk’ün başkanlık üyesi olarak görev yapacağı belirtilmiş olacak” dedi.

            Başkanlık Konseyi’nin 5 yıllık görev süresi olacağını ve başkan ile başkan yardımcısının 1 yıl arayla dönüşümlü olarak başkanlık yapacağını kaydeden Erhürman, seçim sırasında Türk adayın başkan yardımcısı,

Rum adayın da başkan olarak seçilmeyeceğini, bu kişilerin her ikisinin de başkanlık üyesi olacağını belirtti. Erhürman, dönüşümlü olarak ikisi de başkanlık yapacak olan iki adaydan Türk olanının başkan yardımcısı sıfatıyla seçilmesini gündeme getiren Rum önerisinin, Kıbrıslı Rumların dönüşümlü başkanlığı içlerine sindiremediklerini ve bir yandan dönüşümlü başkanlık önerirken, diğer yandan Türk başkanlık üyesini hala başkan yardımcısı sıfatıyla anmak istediklerini gösterdiğini söyledi.

                                   --“SALT ÇOĞUNLUKLA SEÇİLECEKLER”--

Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının önerisine göre, Konsey üyelerinin Senato’da salt çoğunlukla seçileceğini ancak bu çoğunluğun her iki topluma mensup senatörlerin ayrı ayrı salt çoğunluğunun oyunu da içereceğini söyledi.

Erhürman, şöyle devam etti:

“Burada amaç, seçilecek Konsey’in, hem her iki toplumun, hem de ayrı ayrı her bir toplumun çoğunluğu tarafından desteklenmesidir. Bu yöntem, Kıbrıs Rum tarafının tek liste ve ağırlıklı oy sisteminden umduğunu söylediği, Konsey’in Rum üyelerinin Türklerin de ve Türk üyelerinin Rumların da desteğini alması olanağını yaratmaktadır. Bunun yanında, Kıbrıs Türk tarafının önerdiği yöntem, Rum tarafının önerisinin aksine, iki toplumluluk ve siyasi eşitlik ilkeleriyle uyumludur. Herhangi bir toplumun iradesini diğerine hakim kılmamakta ve herhangi bir toplumun iradesini çarpıtmamaktadır. Kıbrıs Rum tarafı, Türk tarafının bu önerisine karşı çıkarken, aynı liste üzerinde aday olacak bir Kıbrıslı Türk, bir de Kıbrıslı Rum bulmak zorken, dört Kıbrıslı Rum, üç Kıbrıslı Türk bulmak nasıl mümkün olacak sorusunu ortaya atmıştır. Oysa, İsviçre ve Kuzey İrlanda pratiğinden, seçim yarışı sırasında birbirine her türlü eleştiriyi yönelten en radikal siyasi partilerin bile, Parlamento’da yapılan seçimde, koalisyon listelerinde birlikte yer almakta bir beis görmediği bilinmektedir”

            Erhürman, Rum tarafının Başkanlık Konseyi’ne, “halk tarafından seçim daha demokratiktir” ve “yürütme zayıflayacak” gerekçeleriyle karşı olduğunu söyledi. Erhürman, şöyle devam etti:

 “İsviçre’nin ya da başkanlık sisteminin değil parlamenter sistemin uygulandığı ve yürütme organının doğrudan doğruya halk tarafından değil parlamento tarafından seçildiği çok sayıda ülkenin, mesela İngiltere’nin demokratik olmadığı iddiasını anlamak mümkün değildir. Buna ek olarak, bizim önerimizde yasamanın desteğini garantileyecek olan yürütme organının, Rum önerisindeki yasamanın desteğini alamamak dolayısıyla güdük kalabilecek yürütmeden daha güçlü olacağı açıktır” 

                                   --ANLAŞMAZLIKLAR NASIL AŞILACAK?—

            Tufan Erhürman, Rum tarafının yürütmede olası anlaşmazlıkların aşılması amacıyla önerdiği mekanizmanın da, Başkanlık Konseyi’ni ya da Bakanlar Kurulu’nu saf dışı bırakmasından dolayı sakıncalı olduğunu söyledi.

Erhürman, Rum tarafının, yürütme organının bir karar alamadığı için çıkmaza girerek, “federal devletin ya da onun kurumlarının olması gerektiği gibi işlev göremeyeceği” ve “federal devletin uluslararası sorumluluklarını ya da AB üyesi olmaktan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getiremeyeceği” bir durumun ortaya çıkması halinde, “başkan, başkan yardımcısı ve iki topluma mensup birer bakandan oluşacak” bir komisyonun kurulmasını ve bu komisyonun oy çokluğuyla karar alamadığı durumlarda başkanın oyunun belirleyici olmasını önerdiğini belirtti.

--“BAŞKAN YÜRÜTME ORGANI YERİNE TEK BAŞINA KARAR ALACAK”--

Erhürman, şöyle devam etti:

“Hangi kararın alınmaması durumunda federal devletin ya da onun kurumlarının olması gerektiği gibi işlev göremeyeceğini ve hangi kararın alınmaması durumunda federal devletin uluslararası sorumluluklarını ya da AB üyesi olmaktan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getiremeyeceğini objektif kriterlerden hareketle tespit etmek her zaman kolay değildir. O nedenle, sübjektif değerlendirmelere bu kadar açık bir yetkiyi tüm Başkanlık Konseyi’ni ya da Bakanlar Kurulu’nu saf dışı bırakarak kullanma olanağını Başkana vermek, demokrasinin temel ilkelerinden hareketle kabul edilemez. Kaldı ki Rum başkanın dönüşümlü başkanlık süresinin her durumda Türk başkanınkinden daha uzun olacağı veri alınırsa, fiilen, birçok durumda, Rum başkan, Türk başkan yardımcısının ya da diğer Türk yürütme organı üyelerinin oyuna hiç ihtiyaç duymaksızın, tek başına yürütme organı yerine karar alabilir ve bunun da siyasi eşitlik ve iki toplumluluk ilkeleriyle bağdaştırılması mümkün değildir”

                      --“YÜRÜTME ORGANI BY-PASS EDİLEMEZ”--

Tufan Erhürman, Türk tarafının Kıbrıs Rum tarafının önerdiği biçimde bir uzlaşma komisyonu kurulması önerisini kabul ettiğini ancak bu komisyonun sadece Başkanlık Konseyi’nde ya da Bakanlar Kurulu’nda konuyla ilgili karar alınmasını mümkün kılacak tasarılar hazırlamakla görevlendirilmesini önerdiğini belirtti.  

Erhürman, Türk tarafının bu önerisinin, iki toplumluluk ve siyasi eşitlik ilkelerinden ödün vermeksizin ve başkana yürütme organını dilediği zaman baypas etme gibi anti demokratik bir yetkiyi tanımadan, tıkanıklıkları, işbirliği ve uzlaşma ilkeleri çerçevesinde aşmaya yönelik olduğunu söyledi.

(FEZ/PHA)
 
<< Başlat < Önceki 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Sonraki > Son >>

Sayfa 121 > 130
  TKA 2008